Kategoriler
GÜNDEM

Yasak Elma’dan Kur’an’ı Kerim’e Büyük Saygısızlık!

Bu kadarınada pes

FOX TV’de yayınlanan ‘Yasak Elma’ adlı ahlaksızlığın teşhir edildiği s’kandal dizide alenen Kur’anı Kerim’e saygısızlık yapıldı FOX TV’nin a’hlaksız yaşam biçimini empoze ettiği skandal dizisi ‘Yasak Elma’nın 76. Bölümünde büyük bir küstahlığa imza atıldı

MİNİ ETEKLİ KADIN ELİNE KURANİ KERİMİ ALDI

Bir sahnede gezici Şevval Sam’ın oynadığı “Ender” karakteri, “Caner” karakteri ile mutfakta gizli bir şey konuşurken Nesrin Cevadzade’nin oynadığı “Şahika” karakteri gizlice dinleme yapıyor Ardından ikilinin salona geldiğini duyan ‘Şahika’ karakteri alelacele başka bir şey ile ilgilendiğini göstermek için kitaplıktan eline bir ‘kitap’ alıyor.

Derin dekolteli ve mini kıyafet giymiş olan ‘Şahika’ karakterinin elinde tuttuğu yeşil kaplı ince kitaba yakından bakıldığında bunun yüce kitabımız Kur’anı Kerim’den bir cüz olduğu görülüyor

KİTABIMIZA BÜYÜK SAYGISIZLIK

Kur’an cüzünü önce ters tutan ‘Şahika’ karakteri, sonra kitabı çevirip üzerindeki ‘Allah’ yazısını da eliyle kamera açısına kapatıyor üstteki resimde bariz kapattığu görülüyor Kur’anı Kerim’in koyulduğu raftaki Budizme ait heykeller de dikkat çekiyor.

FOX’un ahlaksız dizisinde Kur’anı Kerim’e yapılan bu k’üstah hakaret sosyal medyaya düşünce dizinin internet sitesinde koyulan bölümünden söz konusu sahne çıkarıldı. Bilinç altından kutsal kitabımıza hakaret edilen diziye karşı RTÜK’ün cezai bir yaptırım uygulayıp uygulamayacağı merak konusu

Kategoriler
GÜNDEM

Bakan Koca Açıkladı 60 Gün Daha Uzatıldı

60 GÜN DAHA UZATILDI
Verdiği 2 Ay Müjdesi ile yüzbinlerce çalışanı sevince boğdu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün yaptığı açıklamasında. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün yaptığı açıklamasında aile hekimleri ile aile sağlığı çalı şanlarının maaşlarından artık kesinti yapılmayacağını duyurmuş 2 ay müjdesinin sinyalini vermişti. Sağlık Bakanı Koca duyurdu: Ek ödemeler 2 ay daha uzatıldı Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarına yapılan ek ödeme süresinin pandemi nedeniyle 2 ay daha uzatıldığını duyurdu. “VERİLEN MÜCADELENİN KARŞILIĞI BU DEĞİL, BİLİYORUM” Koca, sosyal medyadan yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sağlık çalışanlarımıza yapılan ek ödeme süresi pandemi nedeniyle 2 ay daha uzatılmıştır. Canla başla verilen mücadelenin karşılığı elbette bu değil, biliyorum.” Corona virüsü salgınıyla ön saflarda mücadele eden hekimlerin en çok şikayet ettiği konula rın başında gelen maaş kesintisi Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kaldırıldı. Haberi sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Salgın dan etkilenerek görev yapamayan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarının maaşlarından artık kesinti yapılamayacak. Ayrıca COVID-19 hasta takibine göre 2 ay süreyle ek ödeme verilecek” dedi.

Kategoriler
GÜNDEM

İYİ Parti’den Dikkat Çeken Çıkış: 2021’de Seçim Var

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli milletvekili Lütfü Türkkan, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuştu.

Ülkenin yönetilemez bir duruma geldiğini söyleyen Lütfü Türkkan, “Türkiye, nefes alabilmek ve içinde bulunduğu şartlardan kurtulmak için 2021 yılında mutlak ve mutlak bir seçime gitmek zorunda kalmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin eleştirilerde bulunan Türkkan, “Sistem tıkandı. yönetim krizi var” diye konuştu. Türkkan, “Bu sistemin adı, vahşi kapitalizm yerine abdestli kapitalizm, yönetim krizi var. Getirdikleri bu ucube sistem, milletin hayrına çalışmıyor” ifadelerini kullandı.

Lütfü Türkkan’ın açıklamaları şöyle:

“Dış politika ve ekonomide yaşadığımız gelişmelerle Türkiye 2023’e seçimsiz gidemez. Türkiye, sürekli sorun yaratan ve ülkeye kayıp yaşatan AKP iktidarını daha fazla taşıyamaz. Türkiye, nefes alabilmek ve içinde bulunduğu şartlardan kurtulmak için 2021 yılı içerisinde bir erken seçime gidecektir.

Türk milleti biliyor ki, batan ekonominin sorumlusu dış güçler değil, tükettiğimiz her şey dolara endeksliyken, dolarla mı maaş alıyorsunuz diyen AK Parti yönetimidir. Doları 7 liranın altında tutmak için, yani ekonomide her şey yolunda demek için, sırf dolara makyaj yapmak için 120 milyar doları heba ettiler. Ülkenin kasası eksi rezervlere düştüğü için artık ipin ucunu kaçırdılar. Dolar dün 7,71’i gördü ve 8 lira eşiğine yaklaştı. Bunun sorumlusu dış güçler değil, paramızı pula çeviren AK Parti iktidarıdır.”

“EGE KIYILARINA HAPSEDİLMEYE ÇALIŞILMAMIZIN SEBEBİ AK PARTİ HÜKÜMETİ’DİR”

“Tüm uyarılarımıza rağmen Yunanistan tarafından adalarımızın işgaline sesini çıkarmayan ve şimdi Ege kıyılarına hapsedilmeye çalışılmamızın sebebi AK Parti Hükümeti’dir.

Kız çocuklarımızın, kadınlarımızın can güvenliği yoksa, kadına şiddet önlenemiyor, milletin canı ve namusu tehdit altındaysa, sorumlusu “sıkıyorsa bisikletinle işe gel” diyen AK Parti iktidarıdır. Çözüm yerine sorun üreten AK Parti iktidarı, 2023’e kadar ülkeyi yönetemeyeceğini biliyor.

Bir başka gerçeği de biliyorlar. Erken seçim bile gidişlerini engelleyemeyecek. O yüzden yangından mal kaçırır gibi Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesini suistimal ederek yandaş kasalarına para aktarıyorlar.”

“TÜRK MİLLETİ ARTIK KANINI EMEN, BU BARBAR YAĞMA VE TALAN DÜZENİNDEN KURTULMAK İSTİYOR”

“Tarihe barbar diye geçen, Türk-İslam dünyasına büyük zararlar veren Moğol hükümdarı Cengiz Han bile Cengiz İnşaat kadar Anadolu’dan ganimet toplamadı. Zengine paramatik, Fakire zikirmatik. Bu sistemin adı ne biliyor musunuz? Abdestli kapitalizm. Türk milleti artık kanını emen, bu barbar yağma ve talan düzeninden kurtulmak istiyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tıkandı, yönetim krizi var. Getirdikleri bu ucube sistem Türk Milleti’nin yarınlarını çalıyor. 95 yılda yani 1923’ten 2018 yılına kadar toplam kamu borcu: 970 Milyar TL Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde toplam kamu borcu artışı ise sadece 2 yıl 3 aylık bir sürede 840 Milyar TL. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtikten sonra kamu iç ve dış borç stoku 970 Milyar liradan 1 Trilyon 810 Milyar liraya çıktı. Kısaca kamunun borcunda TL olarak %87’lik bir artış oldu. Bütün otoriter, tek adam düzenlerinde halka fakirlikten başka bir şey düşmez.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yoksulluk ve fukaralıktan başka bir şey getirmedi. Kişi başına düşen borç miktarı 11 Bin 970 liradan 21 bin 800 liraya çıktı. Millete gelir sunamadıkları için bol bol para basarak kredi sundular. Borç batağına soktular.

Özellikle pandemi döneminde ucuz ev ve otomobil kredisiyle yalancı bir bahar yaratmaya çalıştılar. Krediler ucuz, vadeler uzundu. Bir yandan konut satışıyla yandaşlarını finanse ettiler, bir yandan da o inşaat şirketleri üzerinden olası bir erken seçimi finanse etmenin peşine düştüler.

Tüm bunların üstüne pandemi sürecinde beklenen 2. Dalgayı da düşündüğümüzde; şartlar çok daha kötüleşmeden, borçlar iyice ödenemez noktaya gelmeden 2021 yılı içerisinde erken seçime gidecekler. Başka şansları yok.”

İLAÇ AÇIKLAMASI

Bakın bir başka vahim durum: ABD Türkiye Büyükelçisi: Türkiye ilaç şirketlerine borcunu ödemiyor, şirketler satışı durdurabilir.

Bir ticaret konferansında internet üzerinden konuşan ABD Türkiye Büyükelçisi David Satterfield, Türkiye’deki şirketlerin ABD ve diğer ülkelerdeki şirketlere olan borçlarının bir yıl içinde 230 milyon dolardan 2,3 milyar dolara yükseldiğini açıklamış.

Şehir Hastanelerine yıllık 10,4 Milyar Lira kira ödemekten ilaç şirketlerine borcunu ödeyemez duruma düşen bir Türkiye yarattılar.

“YÜZ YÜZE EĞİTİMİN BAŞLAMASIYLA BİRLİKTE İSTEMEDİĞİMİZ OLAYLAR DA YAŞANMAYA BAŞLADI”

Son bir haftada dünyada neredeyse iki milyon COVID-19 vakası tanımlandı. Bu, salgının başından beri yaşanan en yüksek haftalık artış olarak bildirildi. Bizde de durum çok farklı değil.

12 Ağustos tarihinde yaptığım basın toplantısında okulların açılmasının Ekim ayına ertelenmesi gerektiğini söylemiş, kurulması gereken Eğitim Bilim Kurulu’nun da görüşü alınarak, okulların açılması salgınla ilgili gelişmeler izlenerek, gerekirse yine ertelenmeli hatta hiç açılmamalı demiştim. Ne yazık ki sözlerimizde yanılmadığımızı, yaşadığımız bazı örneklerle gördük.

Yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte hemen tahmin ettiğimiz, ama istemediğimiz olaylar da yaşanmaya başladı. Seçim bölgem Kocaeli’nin merkez ilçesi İzmit’te bulunan bir ana okulunda bir öğretmenin testi pozitif çıktı. Ve öğrenciler apar topar evlerine gönderildi.

Corona virüsü pandemisi sebebiyle 2020-2021 eğitim öğretim dönemi 31 Ağustos’ta uzaktan telafi eğitimiyle başlamıştı. Ve 21 Eylül’de milyonlarca öğrenci ders başı yapacakken Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sistemi çöktü. Öğretmen ve öğrencilerin giremediği sistem ‘çok kalabalık’ uyarısı verdi. Öğretmenlerin de sisteme girememesi sebebiyle eğitim durdu. Bu konuda Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk bir açıklama yaptı.

Ne dedi Sayın Bakan: ‘Bu aslında olumlu bir haber’. Sayın Bakan’ın söylediği gerekçe daha da komik: ‘Talepte sıçrama oluştu’ dedi Sayın Selçuk. Oysa ki EBA Yeni Yayın Dönemi Tanıtımı’nda konuşan Bakan, yeni döneme hazırız mesajı vermişti. Selçuk ‘Dünyanın en iyi dijital eğitim altyapısını kuruyoruz. Çok iddialı olarak söylüyorum. Uzaktan eğitimde dünyadaki 3-5 ülkeden bir tanesi Türkiye. Bu hizmetin genişleyerek yüz yüze eğitime geçildiğinde de sürekli biçimde devam edeceğinin müjdesini vermek isterim’ demişti. Ama EBA sistemi çöktü.

Bilgisayarı yok çocuğun, memlekette bilgisayarı olmayan çocuklara bilgisayar temin etme işi Acun’a düştü. Vergiyi devlete verişoruz Laptopu Acun’dan bekliyoruz. Bizim alt yapımız buna müsait değil, yattılar beton ekonomisine gömüldüler böyle bir alt yapı yapmadılar. İşleri ciddiye almadılar, gerçeği görmelidir.

“TÜRKİYE’NİN EGE VE AKDENİZ’DEKİ ULUSAL HAKLARI, MÜZAKERE EDİLEMEZ KONU”

Batı 100 yıl önce de Türk milletine karşı Yunanistan’ı piyon olarak kullanmıştı. 100 yıl sonra yine Yunanistan’ı emperyalist planlarını gerçekleştirmek için piyon olarak kullanıyor.

Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki ulusal hakları, müzakere edilemez konulardır. Çünkü bizi oturttukları müzakere masasında tek şartları Türkiye’nin kendi haklarından taviz vermesidir.

Güneyimizde bir terör devleti kurulmasına gayret gösteren, teröristlerle aynı masaya oturan Fransa ve Amerika, şimdi ise bizi Batı’da çember içine almak, Ege’ye ayağımızı bile sokmamızı istememektedir. Yıllarca bölgede gaflet uykusuna yatan Ak Parti iktidarı, yıllarca Türkiye’nin kırmızı çizgilerini aşındırmış, Lozan’a burun kıvırmış, geldiğimiz noktada Lozan’ın gücüne sarılmak zorunda kalmıştır. Büyük resme baktığımızda Lozan’ı tanıma konusunda ayak direten Amerika Birleşik Devletleri, Yunanistan ile birlikte zamanlaması manidar bir tatbikat gerçekleştirdi.

Batı Trakya’da sınırımızın dibinde namlularını soydaşlarımıza ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına çevirme hadsizliğini gösterdi. Onlara bu cüreti; Ege’de kendi adalarımızın işgaline seyirci kalan Ak Parti iktidarları verdi.

Ege’deki sorunun öncelikle diplomasi yoluyla çözülüp, masada kazanılması hedeflenmelidir. İktidar bunun için Almanya’nın arabuluculuğuna güveniyor. Almanya’nın yaptığı tek şey ise Yunanistan’a vakit kazandırmak. Çünkü Akdeniz’de kurulmak istenen enerji koridorunda Almanya ve Yunanistan’ın çıkarları ortaktır.

Türk milleti en imkansız zamanlarda bile kendi geleceğine kendisi karar veren bir millettir. Ak Parti’nin Ege ve Akdeniz’deki gelişmeleri iç siyasete malzeme etmesi artık büyük bir milli güvenlik meselesi haline geldi.

Sürekli geri adım ve taviz içeren Ak Parti’nin dış politikasında gelinen noktada Türkiye’den Ege Ordu Komutanlığını lağvetmesi talep edildi. Bu şuursuz talebin bir sonraki adımı bellidir. Ege Ordu Komutanlığı 190 bin personeliyle, NATO’ya bağlı olmayan, Türkiye’nin Batı’ya karşı bir güvenlik duvarıdır.

Bu güvenlik duvarı Türkiye’nin namusu ve güvencesidir. Bu konuda asla taviz verilemez, böyle bir teklif dahi yapılamaz. Edirne’nin karşısında yaşananlar ve bağımsız ordu gücümüzün lağvedilmesinin istenmesi asla sessiz kalınacak birer durum değildir. Bu yüzden iktidar yaptığı bir yanlışın, verdiği en küçük tavizin hesabını tarih önünde veremez.

İktidar sürekli tarihte tahrifat yapacağına, dirayetli bir duruş sergileyerek gelecek kuşaklar tarafından iyi anılacağı adımlar atmalıdır. Akdeniz’de yaşanan gelişmelere karşı göstereceği tavır Ak Parti’nin tarihe nasıl geçeceğine, torunlarımız tarafından nasıl anılacağını gösterecektir.

6 ÜLKE DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’SİZ GAZ FORUMU KURDU

Salı günü Mısır, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İtalya ve Ürdün arasında bir doğalgaz anlaşması imzalandı. Doğu Akdeniz’den doğal gaz ihracatını teşvik etmek isteyen altı ülkenin oluşturduğu bu oluşum artık resmi bir statü kazandı. Bu oluşumun içerisinde gözyaşları döktüğünüz Filistin de var. İsrail Enerji Bakanı, yaptığı yazılı açıklamada Filistin Yönetimi’nin de Forum’un bir parçası olduğunu söyledi.

AK Parti artık bölgede İhvancı politikalarının çöktüğünü görmeli, Batı Trakya’dan Suriye’ye kadar olan alanda Türk Milleti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarından zerre ödün vermeden kararlılığını göstermelidir.

Rıza Sarraf var gündemde, İran ve Türkiye arasında 20 milyar dolarlık bir para ticaretine aracılık etmiştir. Bu para ticaretinde 800 milyon dolar Türkiye’de rüşvet olarak dağıtılmış diyor, Amerikan hazinesine bağlı mali suçları araştırma belgelerinde. Bu 800 milyon doların nerelere dağıtıldığının araştırılması gerekirken ilk yapılan şey yayın yasağı oldu. Yayın yasağı nedir biliyor musunuz? Yayın yasağı millet bunlar ne haltlar yemişler öğrenmesinler diye üstünün örtülmesi demektir. Genellikle yayın yasağı gelen konularda hep akçeli meseleler vardır. Akçeli işlerde ilk yapılan iş konuya açıklık getirmek yerine yayın yasağı getiriliyor. Bu 800 milyon nerelere gitti kimler tarafından paylaşıldı mutlaka Türk milleti tarafından bilinmesi gerekir. Sizler de bunun hesabını vereceksiniz. Bunun hesabını sormak bize namus borcu olsun.

Anayasa Mahkemesi Başkanı ile İçişleri Bakanı arasında bir tuluat sergileniyor. Anayasa Mahkemesinin verdiği kararı beğenmeyen İçişleri Bakanı, sen eğer çok güveniyorsan al bisiklete bin işine öyle git dedi. Bu Sayın İçişleri Bakanının bu ülkenin güvenilir bir ülke olmadığının itirafıdır. Sayın İçişleri Bakanı bu ülkenin bisikletle işe gidemeyen vatandaşı varsa bunun sorumlusu sensin. Sen bu ülkede güvenliği sağlayamadığına dair itirafta bulunmuşsun. Bugün bir başka söz daha söyledi İçişleri Bakanı, kendisinin Polis Akademisi Başkanlığı döneminde akademiye başlattığı polislerin yüzde 41’inin işlerine son verdim FETÖ üyeliği sebebi ile. Yani diyor ki, sen FETÖ’cüleri polis akademisine yerleştirdi, yani diyor ki, sen FETÖ’cüsün. İçişleri Bakanı Anayasa Mahkemesi başkanını FETÖ’cülükle suçluyor. Bunun çözümü Sayın Cumhurbaşkanı tarafından mutlaka bulunmalıdır. Bu ülke kolay harcanacak bir ülke değildir, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın İçişleri Bakanı tarafından FETÖ’cülükle suçlandığı bir dönemde Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar şaibe ile karşılanır. Bu durumun bir an önce çözülmesi gerekir. Bu durum Sayın Süleyman Soylu, hükümetle alakalı umudunu kesmiş kurumlara ve kişilere karşı olan savaşını genişletmiş yüksek perdeden savaşmaya devam ediyor diye anlaşılıyor, böyle değilse açıklama bekliyoruz.”

Kategoriler
Genel

Türkiye’deki İlk Koronavirüs Aşısında Son Durum! 5 Gün Oldu, Yan Etkileri Neler?

Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi’nde geçen hafta ilk gönüllü uygulamasına başlanan koronavirüs aşısı şu ana kadar 20 sağlık çalışanına uygulandı. Prof. Dr. Murat Gökova, aradan geçen 5 günde ciddi bir yan etki ile karşılaşmadıklarını açıkladı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova, Çin’de geliştirilen Covid-19 aşısının ilk gönüllü uygulamasına ilişkin DHA’ya değerlendirme yaptı.

Prof. Dr. Akova, geçen hafta Perşembe günü aşılama çalışmalarının başladığını, yüksek riskli grupta aşılamayı öncelikle tercih ettiklerini, bu nedenle önceliği sağlık çalışanlarına verdiklerini söyledi. Prof. Dr. Akova, 1200 gönüllü sağlık çalışanında öncelikle aşılama yapacaklarını hatırlatarak, “Bizim dışımızdaki diğer 24 merkezde de yapılacak bu aşılar. Hacettepe aşılamaya ilk başlayan ve koordinatör merkez. Bu hafta içinde İstanbul’da bir ya da birkaç merkezde çalışmaya başlamayı planlıyoruz. Daha sonra diğer merkezlerle peyderpey çalışmaya başlayacağız. Şu andaki bu merkezlerin henüz çalışmaya başlamamasının temel sebebi bürokratik bir takım işlemler. Bu çalışmanın esas ana destekleyicisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı. Dolayısıyla onların görevlendirdiği bir aracı kurum var. O aracı kurum aracılığıyla bu hastanelerle bir takım kontratlar imzalanıyor. Onunla ilgili bazı gecikmeler oldu; ama bu hafta içinde çözüleceğini düşünüyorum” dedi.

‘ÇOK CİDDİ YAN ETKİ İLE KARŞILAŞMADIK’

Prof. Dr. Murat Akova, aşı olmak için başvuran gönüllülere çeşitli testler yaptıklarını belirterek, “Çok sayıda gönüllüyü bir anda aşılamak istemiyoruz açıkçası. Hem kontrolü kolay sağlamak hem de bu kişilere daha rahat bir hizmet sunmak için. Şimdiye kadar 20 civarında gönüllüyü aşıladık, bunların hepsi sağlık çalışanı. Bu kişilerden aşı yapmadan önce kanlarını alıyoruz, antikor olup olmadığını tespit ediyoruz. Aynı zamanda PCR testiyle belirtisiz de olsa virüs taşıyıp taşımadıklarına bakıyoruz. Bize başvuran gönüllüler içinde 2’sinin antikoru pozitif çıktı. Yani onlar hastalığı geçirmişler belirtileri olmadan. Bu nedenle bu 2 kişiyi aşılamadık. Ama geri kalan gönüllülerin hepsi ilk doz aşıları oldular. Aradan geçen 5 gün içinde çok şükür ciddi bir yan etki ile karşılaşmadık. Ufak tefek şeyler var tabii; hafif halsizlik, kırgınlık, aşı yapılan yerde ağrı gibi. Ama bunlar tüm aşılarda olduğu gibi beklenen yan etkiler. Şimdilik bir sorun yok” ifadelerini kullandı.

‘GÖNÜLLÜ TALEPLERİNİ LİSTELİYORUZ’

Prof. Dr. Akova, sağlık çalışanları dışındaki diğer gönüllülerden henüz resmi olarak talep almadıklarını hatırlatarak, “Ama haberdar olan vatandaşlarımız bizlere ulaşıp gönüllü olmak istediklerini söylüyorlar ve taleplerine ilişkin bir liste yapıyoruz. Ama şu anda resmi olarak açmadığımız için bu talebi, sayı çok yüksek değil. Sağlık personelini aşılamayı bitirdikten sonra gönüllü kabul etmeye çalışacağız. Aşıyı geniş kapsamda yapmaya karar verdiğimiz anda onlara geri döneceğiz ve ‘aşılayabiliriz’ diyeceğiz” diye konuştu.

‘7 AYA KADAR SÜRECEK’

Prof. Dr. Murat Akova, aşının gönüllülere iki doz halinde uygulanacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“İlk aşıyı alan kişilere 14 gün geçtikten sonra aynı aşıdan bir doz daha yapacağız. 28 ve 42’nci günlerde biz bu kişilerden kan alacağız ve kanlarında antikor olup olmadığına bakacağız. Ayrıca periyodik olarak bu kişilerde PCR dediğimiz örneklerle de bakacağız virüs olup olmadığına. Gönüllülerin hepsine değil; ama bir kısmına ‘T hücre bağışıklığı’ dediğimiz antikor dışında vücutta gelişen bir bağışıklık var mı, ki o bağışıklığın daha uzun süreli olacağı var sayılıyor. Bunların olup olmadığına bakacağız. Periyodik olarak bu hastalar izlenecekler, muayene edilecekler, telefonla izlenecekler. Yan etki varsa bize hemen bildirecekler. Güvenlik analizlerini yapacağız. Oldukça uzun bir süreç, 7 aya kadar sürecek. Belki daha sonrasında da takip edeceğiz. İşin henüz başındayız ve bir şey söylemek için çok erken.”

‘GÜVENLİĞİ TAM GÖSTERİLMİŞ AŞIYA SAHİP DEĞİLİZ’

Prof. Dr. Murat Akova, gönüllü uygulaması başlayan aşının yaygın kullanımının ne zaman başlayacağına ilişkin ise şunları söyledi:

“Eğer onay alacak olursa bizim dışımızda da kullanılmaya başlanacak. Bu aşı şimdi Çin’de otoriteler tarafından acil kullanım onayı almış durumda. Çin’de asker ve sağlık personeli için de uygulanıyor diye biliyoruz; ama kaç kişiye uygulandı bilgimiz yok. Yalnız bize yakın zamanda ulaşan bir bilgiye göre 4 hastada ateş, baş ağrısı, halsizlik yan etkilerinin görüldüğü. Henüz elimize güvenlik verisi ulaşmadı. Çok ağır ve ciddi yan etki ile karşılaşılmadı. Bunların hepsi bilimsel birer çalışma. Biz etkinliği ve güvenliğini tamamen göstermiş bir aşıya sahip değiliz. Dünyada hiçbir yerde böyle bir aşı yok. Rusya ve Çin’de acil kullanım oranı almış aşılar var oradaki otoriteler tarafından. Bu da eleştiriliyor bilim dünyası tarafından. Çünkü bu tür onayları vermelerine rağmen bilimsel olarak geniş kitlelerde bu aşıların etkinliği ve güvenilirliği tam olarak gösterilmiş değil.”

‘AŞININ ETKİNLİĞİNE KARAR VERECEĞİZ’

Prof. Dr. Akova, önümüzdeki günlerde gönüllü sayısının artacağını ifade ederek, “Biz bir gruba boş aşı bir gruba covid aşısı yapıyoruz. Bu gönüllülerde istemesek de eğer hastalık belirtisi ortaya çıkarsa bu verileri o zaman analiz edeceğiz, bakacağız, aşıda mı oldu yoksa boş aşıda mı oldu diye? Böylece aşının etkinliğine karar vereceğiz. Ama o sonuçlar ortaya çıkıncaya kadar şu anda elimizde kesinlikle kullanılması gereken güvenli bir aşı var diye bir şey söylenemez. Bunlar bilimsel araştırmalardır. Biz de o araştırmaları şu anda sürdürüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

‘YERLİ AŞIDA ERKEN FAZDAYIZ’

Prof. Dr. Murat Akova, yerli aşı çalışmalarının ise henüz erken fazda olduğuna değinerek, “Henüz hayvan çalışmasında bunlar. İnsandan önceki değişik fazlarda. Toplam 9 aşı Dünya Sağlık Örgütü listesine kayıtlı; ama benim bildiğim 13 civarında aşı Türkiye’de değişik merkezlerde yapılan. Bunların bir ya da bir kaçının insanda deneme aşamasına gelmiş olabileceği konusunda bir bilgi var” diye konuştu.

Kategoriler
GÜNDEM

2021 İçin Ödenecek Emekli Maaşları Belli Oldu!

Son dakika..2021 Yılında Ödenecek Emekli Maaşları Belli Oldu!
Emekli 2021 yılında ne kadar zam alacak? İşte en düşük Ocak ayı maaşı

Milyonlarca emeklinin merakla beklediği 2021 emekli maaş zammı hakkında son haberler gelmeye başladı. SSK ve Bağkur emeklilerinin 2021’de alacağı yeni zamlı maaşları ise enflasyon rakamları belirleyecek. Peki 2021 yılında en düşük emekli maaşı ne olur?

Emeklinin gözü kulağı şu günlerde 2021 yılında yapılacak olan enflasyon zammında. Milyonlarca emekliyi yakından ilgilendiren 2021 yeni emekli maaş zammı hakkında son haberler gelmeye başladı. SSK ve Bağ-Kur emeklileri, Ocak’ta, 2020’nin ikinci 6 aylık döneminde gerçekleşen enflasyon oranında zam alacak.İşte merak edilen yeni detaylar…

2021 yılı yaklaşırken ilk 6 ayın enflasyon verileri de gelmeye başladı. Merkez Bankası’nın Eylül ayı beklenti anketindeki enflasyon tahminleri, zam oranı için ilk ipucunu verdi.

Enflasyon tahmini arttı: Ekonomistlerle yapılan beklenti anketinde, 2020 yılı enflasyon tahmini yüzde 11.46 çıktı. Bu tahmine göre; ikinci 6 aylık enflasyon yani SSK ve Bağ-Kur’luların zam oranı yüzde 5.4 olacak.

En yüksek maaş ne olacak: Bu tahmin gerçekleşirse SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin gelirinde 344,27 liraya varan artış gerçekleşecek. En yüksek aylık net 6 bin 375 lira 37 kuruştan, 6 bin 719 lira 64 kuruşa çıkacak.

2021 yılında enflasyon rakamlarının yeni emekli maaşlara böyle yansıyacağı tahmin ediliyor..

Kategoriler
Genel

Master Şef Mehmet’in Kızı vede Oğlu Kim Çıktı

Türkiye’nin hakkında birçok şey merak ettiği kişilerin başında gelen Mehmet Şef’in her gün yeni bir sırrı ortaya çıkıyor. Mehmet Şef ile ilgili en fazla merak edilen konu ise ailesi. Özellikle eşi ve kızı merak ediliyor.

Master Şef programı TV8 ekranlarında yayınlanmaya başladığı andan itibaren Google arama motorunda Master Şef Mehmet’in eşi ve kızı kim? sorusu dakikalar içinde yüzbinlerce kişi tarafından aratılıyor.

Mehmet Şef meraklı hayranlarının merakını sonunda giderdi. Kendine has üslbuyla Master Şef yarışmacılarının korkulu rüyası olan Mehmet Şef kızını stüdyoya getirdi.

Mehmet Şef kızı Sude ile Master Şef programının çekildiği stüdyoda objektiflere poz verdi. Mehmet Şef’in kızını görenler güzelleiği karşısında büyülendi. Mehmet Şef’in kızı Sude’de en az babası kadar medyatik birisi çıktı.

Sude Yalçınkaya sosyal paylaşım sitesi İnstagram’ı çok aktif kullanan ve çok sayıda takipçiye sahip. Sude yakın zamanda erkek kardeşinin fotoğrafını paylaşarak ne kadar birbirlerine benzediklerini yazmış ve paylaşım kısa süre içinde beğeni ve yorum yağmuruna tutulmuştu.

Mehmet Şef’in eşi ise medyadan ve objektiflerden uzak. Şimdiye kadar hiçbir yerde görüntü vermeyen bayan Yalçınkaya’da en fazla merak edilen isimlerden birisi. Mehmet Şef ise eşiyle ilgili en küçücük bir bilgi bile vermiyor ve hiçbir paylaşım yapmıyor.

TV8 yemek yarışması MasterChef Türkiye yeni sezon ile yine ilgi odağı olmayı başardı. Sevilerek izlenen yemek yarışması MasterChef Türkiye’nin dikkat çeken isimlerinden Mehmet Şef yani Mehmet Yalçınkaya ise sosyal medyada en çok konuşulan isimlerin biri oldu. Mehmet Şefi bu kez gündeme taşıyan ise güzelliği ile dikkat çeken kızı Sude oldu…

Sivri dilli üslubuyla yarışmacıların korktuğu isim olarak algılanan Mehmet Yalçınkaya’nın Sude adında bir kızı ve Utkan adında bir oğlu bulunuyor.

Kategoriler
Genel

Türkiye’nin Gündemindeki Olay Yüzünden Müge Anlı’ya Tepki Yağıyor!

Aleyna Çakır ve Gülay Uygun’un dosyalarını kapatan Müge Anlı’ya tepki yağıyor

Müge Anlı, şüpheli şekilde ölen Aleyna Çakır ve Gülay Uygun’un dosyalarını kapatma kararı almasının ardından Twitter’da tepkiyle karşılaştı. Anlı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ”Olayın peşini bırakmayacağım” demişti.

Araştırmacı gazeteci Müge Anlı, şüpheli şekilde ölü bulunan Aleyna Çakır ve Gülay Uygun konusunu işlemeyi bir süreliğine bıraktı. Bu kararından sonra Müge Anlı’ya Twitter’dan tepki yağdı. Geçtiğimiz günlerde “Olayın peşini bırakmayacağım” diyen Anlı’nın bugün yayınlanan programında Çakır’ın anne ve babası konuk olarak alınmadı.

Hafta içi her gün canlı yayın yapan Müge Anlı, bir süre önce haziran ayında evinde ölü olarak bulunan Aleyna Çakır’ın konusunu işlemeye başladı. Olayın genişlemesi ve farklı konuların eklenmesiyle Çakır olayında baş şüpheli Ümit Can Uygun’un annesinin ölmesinin ardından Anlı’nın “İnsanların acısını yaşamasına müsaade edelim” diyerek konuları bir süre işlememeye karar verdiği ileri sürüldü.

TWITTER’DAN BİRÇOK TEPKİ MESAJI GELDİ

Dosyaların kapatılması kararının ardından sosyal medya platformu Twitter’dan kullanıcılar birçok tepki mesajı paylaştı. Bazı kullanıcılar, “Müge abladan da umudumuzu kestik. Twitter yargı mahkemesi, ne olur bu olayı tekrar gündeme getir, kapanmasın defter”, “Eğer Müge Anlı, Aleyna Çakır dosyasını kapattı ise bir daha onu kimse izlemesin!” ifadelerini kullandı.

ADALET BAKANI, MÜGE ANLI’YI ELEŞTİRDİ

CNN Türk canlı yayınında Hakan Çelik’in konuğu olan Abdülhamit Gül, Aleyna Çakır’ın ölümü ve sonrasında Ümit Can Uygun’un annesi Gülay Uygun’un annesinin intihar etmesiyle ilgili şu ifadelerini kullandı: “Çok trajik üzücü bir hadise. Soruşturma devam ediyor. Biliyorsunuz gizli bir şekilde devam eder. Yapacağım yorum, soruşturmanın titizlikle yapıldığına inanıyoruz. Soruşturma neticesinde aldığı kararlar ile adalet duygusunu tatmin edeceğine inanıyoruz. Hakim savcının sosyal medyası televizyonu yok. Onlar kararlarıyla konuşuyor. Adliye bir beyaz süttür orada bir leke varsa bunu kimse affetmez.

Haksız yorumlar yapılabilir ama hakim savcı fiile bakar. Böyle önemli bir konuda saygıyla süreci beklemek lazım. Savcı hangi delile ulaştı bilmiyoruz. Bir TV programcısı değildir savcı. Savcı adaleti yerine getirmeye çalışan bir yargı mensubudur. Hakim öyledir. Varsa bir delilin arkadaş yeri adliyedir karakoldur. Gidip adliye ve karakola konuşacaksın. Adaletin tecelli etmesini istiyorsan savcıya kolluğa elindeki delili vereceksin.

“NE SAVCI NE POLİSİM. SADECE İŞİMİ YAPIYORUM”

Gül’ün bu sözlerine cevap veren Müge Anlı ise “Ne savcı, ne hakim, ne de polisim. Sadece gazetecilik yapıyorum. Bunu yaparken de vicdanımın sesini dinliyorum. Programıma katılan mağdurların ne dostu ne de düşmanıyım. 30 yıldır gazetecilik yapıyorum. Gazetecinin görevi haberi ortaya çıkarmak için araştırma yapmak, bilgileri toplamak, doğrulatmak ve bu bilgiler ışığında yorumlamaktır. Biz kimsenin ne yanında ne de karşısındayız. Bizim görevimiz iddiaları ortaya koymaktır” demişti.

Kategoriler
GÜNDEM

Sağlık Bakanı Video İle Açıkladı: İki Bilim İnsanımız Virüsü Durdurmayı Başardı!

ilk defa açıkladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu ile yapılan toplantının ardından yaptığı açıklamada vi’rüsün izole edildiğini duyurmuştu. Koca, sosyal medya hesabından yeni bir paylaşımda bulunarak, virüsü izole eden iki bilim adamını kutladığını söyledi.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Malum S’alg’ın (K) ilişkin yaptığı açıklamada vi’rüsün izole edildiğini söyledi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada “İki üniversitemizde vir’üsü izole etmeyi başardık” ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Koca, konuya ilişkin sosya medya hesabından yeni bir paylaşımda bulunarak, “A’şı çalışmaların için öncelikle başarılması gereken, virü’sün izole edilmesiydi. İki bilim adamımız bunu başarmış durumdalar.

Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aykut Özdarendelli hocamızı, Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aykut Özkul hocamızı halkımız adına kutluyorum” dedi.

Kategoriler
Genel

İşte Şimdi Ortalık Karışacak: Dilipak’ın Eşinden Ak Partili Kadınlara Zehir Zemberek Sözler!

Abdurrahman Dilipak’ın eşinden AKP’li kadınlara zehir zemberek sözler! İşte şimdi ortalık karışacak

Kadınlara “Fahişe” dediği için tüm kamuoyunun hedefi olan Yeni Akit yazarı Abdurrahim Dilipak’ın eşi Asiye Dilipak, AKP’li kadınlara çok sert tepki gösterdi.

Hükümete yakın Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlara “fahişeler” diyerek hakaret etmiş, bunun üzerine AKP içerisini de kapsayan bir tartışma başlamıştı.AKP’li kadınlar, 81 ilde Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.Bu gelişmeler üzerine Abdurrahman Dilipak’ın eşi Asiye Dilipak, “Rabbime arzım ve O’ndan niyazımdır!” başlıklı bir mektup kaleme aldı.

Asiye Dilipak, Yeni Akit’te yer alan mektubunda; eşi Dilipak’ın sözkonusu yazısı sonrası AKP yönetimi ve AKP’li kadınlar tarafından kendilerine yönelik bir iftira ve linç kampanyasına başladığını belirtip “Televizyonda önce Lütfiye Selva Çam hanımın, sonra da Cumhurbaşkanının eşime yönelik sert ithamlarını ve bu ifadeleri avuçları patlarcasına ayakta alkışlayan kadınları içim acıyarak, ibretle izledim bizi karalayan ak kadınları(!?)” dedi.

“Günlerce, yapılan yanlışlığı anlarlar ve dava açmazlar umudu taşıdım. Birçoğuyla 30 yılı aşkın arkadaşlığımız vardı. Evimize gelmişler, evlerine gitmiş, aynı masada yemek yemiştik.” diyen Asiye Dilipak, “bir kişinin bile telefon açıp ‘durum nedir’ diye sorma zahmetine katlanmadığını” dile getirdi.“Emine Erdoğan hanım ve gönüllü bir çok kardeşimizle aynı masanın etrafında oturuyor, ‘daha fazla neler yapabiliriz’leri konuşuyorduk. Herkesin büyük bir samimiyetle sadece Allah rızası için çalıştığı dönemlerdi” diyen Asiye Dilipak’ın mektubunda ilgili bölüm şöye:

“İBRETLE İZLEDİM BİZİ KARALAYAN AK KADINLARI”

“Gazeteci bir hanımın attığı bir Tweet ile başlayan, sayısını bilmediğim kadar çok kişinin hakaret ve küfürleriyle büyüyen, Abdurrahman Bey’in maksadı dışında yorumlanan bir ifadesi üzerinden, AK Parti yönetimi ve AK Partili kadınlar bir iftira ve linç kampanyasına başladılar. Televizyonda önce Lütfiye Selva Çam hanımın, sonra da Cumhurbaşkanının eşime yönelik sert ithamlarını ve bu ifadeleri avuçları patlarcasına ayakta alkışlayan kadınları içim acıyarak, ibretle izledim bizi karalayan ak kadınları(!?)

Şimdiye kadar yaşadığımız hiçbir şey beni bu kadar yaralayıp üzmemişti, içim kan ağlıyordu. Günlerce, yapılan yanlışlığı anlarlar ve dava açmazlar umudu taşıdım. Birçoğuyla 30 yılı aşkın arkadaşlığımız vardı. Evimize gelmişler, evlerine gitmiş, aynı masada yemek yemiştik. Bir tanesi bile telefonu açıp ‘durum nedir’ diye sorma zahmetine katlanmadı. Bu kadar bile hukukumuz yokmuş bu insanlar nezdinde, bunu görmüş oldum.Suç duyurusunda imzası olanlar makamlarında yükselirken, biz birbirimizden uzaklaşmışız demek ki. Hak, hukuk, kadir, kıymet değil; “makam-mevki” geçer akçe olmuş. Bu mesele karşısında, “doğru nedir”, “Allah rızası nerededir” demek yerine, “teşkilatım ne der”, “yöneticim ne düşünür” diye endişelenir olmuşlar. Bu mesele adeta bir turnusol kâğıdı görevi gördü, kimler vefalı birer dost, kimler değil; kim hasbi kim hesabi bu vesile ile görmüş olduk.”

Kategoriler
GÜNDEM

Ankara’da Ölü Bulunmuştu: Gülay Uygun Olayında Flaş Gelişme!

Ankara’da ölü bulunmuştu! Gülay Uygun olayında flaş gelişme

Ankara’da Aleyna Çakır’ın (21) evde ölü bulunmasının ardından gözaltına alınıp serbest bırakılan Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun’un (48) ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.

Aleyna Çakır, geçen 3 Haziran’da Keçiören ilçesindeki evde ölü bulundu. Sevgilisi olduğu belirtilen Ümitcan Uygun’un, daha önce Çakır’a şiddet uyguladığı anlara ait görüntüler ise ölümünden kısa süre sonra sosyal medyada paylaşıldı. Bunun üzerine Ümitcan Uygun, polis ekiplerince gözaltına alınıp, ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Günlerce televizyon programına katılan Aleyna Çakır’ın ailesi, kızlarının ölümünden Ümitcan Uygun’u sorumlu tutarken, Uygun’un annesi Gülay Uygun, 17 Eylül akşamı, Ankara Keçiören’de bir akrabasının evine yakın dağlık alanda başından silahla vurulmuş halde ölü bulundu. Olay yerinde yapılan incelemede el yazısıyla yazılmış intihar notu bulundu. Savcılığın yaptığı ilk incelemede kadının başının sağ tarafından vurulduğu tespit edildi.

TAKSİCİYE ULAŞILDI

Savcılığın talimatıyla olayı araştıran polis, Gülay Uygun’un olay yerine nasıl gittiğini tespit için evi ve çevresindeki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan inceleme sonrası Uygunun sabah saatlerinden evinden çıktıktan sonra bindiği taksi tespit edildi. Polisin taksiciye ulaştığı ve ifadesini aldığı öğrenildi. Öte yandan, olay yerinde bulunan tabancanın ruhsatsız olduğu ve kime ait olduğunun belirlenemediği belirtildi.

ÇAKIR’IN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ HTS KAYITLARI DOSYAYA GİRDİ

Aleyna Çakır’ın ölümüyle ilgili soruşturmada ise savcının olay günü Ümitcan Uygun’un evde olup olmadığını tespit etmek için istediği HTS kaydı dosyaya girdi. Savcılığın, kayıtları emniyete göndererek kayıtlarla ilgili detaylı bir rapor istediği öğrenildi. Çakır’ın ölümüne ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan istenilen ayrıntılı raporun ise gelmesi bekleniyor.